ÇANAKKALE ZAFERİ ANILDI
Büyük Türk Milletinin dünya tarihinde verilen en büyük destana imza attığı, bütün düşmünlarını bozguna uğrattığı o şanlı " ÇANAKKALE ZAFERİ ", Müftülüğümüz ve aile alt bürosunun tertip ettiği 18 Mart Çanakkale "Şehitlerini anma programı" çerçevesinde Kağıthane Belediyesi Kültür Merkezinde gerçekleştirilmiştir.
lçemiz Kaymakamı Ahmet NARİNOĞLU, Kamu Kurum ve Kuruluşları idari amirleri, Belediye Başkan Yardımcısı M. Oğuz TOKTEKİN ve bazı parti temsilcilerinin de katıldığı geceye halk büyük ilgi göstermiş, salonun tamamen dolduğu ve bazı dinleyicilerin ayakta kaldığı görülmüştür.
Saygı duruşu ve istiklal Marşı ile başlayan gece Aydınlar Camii İmam-Hatibi Hasan DEMİREL'in Kuran ziyafetiyle devam etmiştir. İlçe Müftümüz Ahmet YAYLA 'nın açılış konuşmasından sonra İsmail USLU 'nun yönetimindeki ilköğretim öğrencilerinden oluşan Grup 571'in ilahileri geceye renk katmış, Kağıthane İlçesi şiir okuma birincilerinin okudukları Çanakkale zaferine dair şiirler de geceye katılan halkın büyük takdirini toplamıştır.
Gecenin asıl konuğu olan Erol ÇAĞLAR'ın muhteşem anlatımı Çanakkale savaşına dair resimler ve belgelerden oluşan slâyt gösterisi ile birleşince adeta Çanakkale savaşı yeniden yaşanılmış, Çanakkale ruhu yeniden canlanmıştır.


Gecenin finalinde ise Çanakkale şehitleri için İlçemiz Müftülüğüne bağlı Kur'an Kursu Öğreticeleri ve Öğrencileri, Camii görevlileri ve Cemaat tarafından okunan 150 adet hatimin duası Abide-i Hürriyet Camii İmam Hatibi Kadir ÖZER tarafından okunmuş şehitlerimizin aziz ruhlarına hediye edilmiştir.

 

ÇANAKKALE ZAFERİNİ KAZANARAK, VATANI VE BAYRAĞI İÇİN ŞEHİT OLAN KAHRAMAN MEHMETÇİKLERİMİZİ MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ. AZİZ RUHLARI ŞAD OLSUN.

 

BİR YOLCUYA
(Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.)

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu'nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğuldu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


NECMETTİN HALİL ONAN

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bir göğüslerse Huda'nın edebi serhaddi;
“O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.


MEHMET AKİF ERSOY

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



  2008 Yılı Umre kayıtları Müftülüğümüzde başlamıştır. Ayrıntılar için tıklayınız.



29.02.2008 Cuma Hutbesi için tıklayınız.

Aşere Kursu Sınav Duyurusu için tıklayınız.

Bayan Görevli Mülakaat duyurusu için tıklayınız.

T.C Kağıthane Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü Resmi Web Sitesi
Merkez mah. Topatan cad. Direk sk. 7/2 Tel: 321 91 20-21 Faks: 321 91 22
e-posta: muftuluk@kagithane.gov.tr